İlk ay kendinizi kanıtlamak için değil; bir yıl boyunca yöneteceğiniz bilgiyi ve anlaşmaları kurmak içindir.
Yönetilmesi gereken ilk şey, kendinizi kanıtlama refleksi
Çoğu yeni yönetici ilk ayını terfiyi hak ettiğini göstermeye harcar. Herkesten hızlı yanıt verir, en zor işi kendi üstlenir, sürekli görünür kalır. Liderlik gibi hissettirir; oysa genellikle tam tersini öğretir: işin hâlâ sizin elinizden geçmesi gerektiğini.
İlk otuz gün, bilgi toplamak ve beklentileri açıkça konuşmak için çok daha değerlidir. İkisi de bugün ucuz, sonra pahalıdır.
İlk hafta yapılacak üç konuşma
Herkesle tek tek, aynı üç soruyla konuşun: gerçekte neyden sorumlusun, şu anda seni ne engelliyor, elinde olsa neyi değiştirirdin. Yanıtları yazın. Üçüncü görüşmede örüntüler görünmeye başlar.
Sonra kendi yöneticinizle iyi bir ilk çeyreğin onun cümleleriyle neye benzediğini konuşun. Ve en çok bağımlı olduğunuz komşu ekiple, onlardan bir şey istemeden önce tanışın.
Beklentileri uygulamadan önce görünür kılın
Kötü giden performans konuşmalarının neredeyse tamamı, hiç yüksek sesle söylenmemiş bir beklentiyle ilgilidir. Ekibinizin nasıl çalıştığını sade bir dille yazın: ne eskale edilir, normal yanıt süresi nedir, “bitti” ne demektir, siz yokken kararlar nasıl alınır.
Bir sayfa yeter. Paylaşın, itiraz isteyin, bir kez revize edin. Ondan sonrası kişisel görüşünüz değil, ortak bir referanstır.
Henüz değiştirmeyeceğiniz şeyler
Ortada acil bir yangın yoksa ilk ay ekibi yeniden yapılandırmayın, süreci baştan tasarlamayın, işe alım kararı vermeyin. Mevcut sistemin hangi parçasının taşıyıcı olduğunu henüz bilmiyorsunuz.
Otuzuncu günde elinizde şunlar olmalı: işin yazılı bir resmi, üzerinde anlaşılmış beklentiler, herkesle haftalık bire bir görüşme ve gerçekten değiştirmeye değer iki üç şeyin kısa listesi. Bu, güçlü bir ilk aydır.

